kafede...
parkta...
otobüste...
manzarası olmayan özelliksiz bir merdivende...
alışveriş merkezinde...
herhangi bir sokakta...
evde...
-ama bir kumsalda olmadığımızı pekala biliyorum-
....
mutsuzluk diyorsun. bir zamanlar mutsuzluğu kendine çok yakıştırdığından bahsediyorsun. başka şeylerden de bahsediyorsun (özlediğin bir meyveden , eşini aldatan birisinden , arkadaşınla yaşadığın tartışmadan) şimdi diyorsun. " bu -şimdi-nin birkaç yıla yayıldığını ve geleceğe sarktığını bildiğimi varsayıyorsun. " şimdi mutsuzluğu çağıran her şeyden köşe bucak kaçtığını söylüyorsun. mutsuzluğu çağıran şeylerin envanterini çıkarmaya ve bunu benimle paylaşmaya yelteniyorsun... kısmen de başarıyorsun. sonra saçların uzayınca kıvrılıyor mu senin diyorsun. mutsuzluğunu çoğaltan şeylerin biri de onun hakkında konuşmak der gibi diyorsun bunu. (belki de alakası yok ) pişmanlık değil de adlandıramadığım bir hali yaşıyorsun.
kuşları gösteriyorsun ( sanırım açık havadayız ya da yakınlarda bir pencere var ) bak göç ediyorlar diyorsun. göç mevsimi değil ki diyorum. ve biliyor musun? o kuşların ne cinsini ne de göç mevsimlerini biliyorum.
sonra
sen yoksun.
0 yorum:
Yorum Gönder